Metin Celâl

BİLGİ EDİN(EME)ME YASASI

Dr. Suat Ungan, yaptığı araştırma sonucunda bir Japon'un yılda 25, İsveçli’nin 10, Fransız'ın 7 kitap okuduğunu, Türkiye'de ise 6 kişiye bir kitap düştüğünü söylemiş Anadolu Ajansı muhabirine. Geçtiğimiz haftalarda birçok yazar Ungan’ın araştırmasına dayanarak köşe yazıları yazdılar, ülkemizde bu kadar az kitap okunmasını kınadılar. Bu bilgiyi inandırıcı bulmayan kişi başına düşen kitap sayısının daha çok alması gerektiğini düşünen bazı gazeteci dostlar da açıp sordu; “Dr. Suat Ungan’ın verdiği bilgi doğru mu? Türkiye’de bir yılda kaç kitap yayınlanıyor?”

Cevap veremedim. Sadece, “elimizde böyle bir bilgi yok”, dedim. Bu bilginin nerede olduğunu biliyoruz ama bilgi alamıyoruz, diyemedim. Hele Milliyet Kitap’tan Sema Aslan’ın yayıncılık sektörünün verilerine ulaşmak için ne kadar uzun süre uğraştığını ve sonunda pes edip rakamları değil, bu bilgilere nasıl ulaşamadığını yazdığını da anlatmadım.

Türkiye’de en önemli sorunlardan biri var olan bilgiye ulaşmak. Bilgi edinmeyi kolaylaştırmak için, bildiğiniz gibi “Bilgi Edinme Kanunu” çıkartıldı. Hemen her bakanlıkta bu işle görevli birimler var ve teoriye (yani yasaya göre) bu birimler başvuran her vatandaşa yasalar dahilinde istediği her bilgiyi vermekle yükümlü.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca yıllardır korsan yayını önlemek amacıyla ülkemizde yayınlanan her kitaba bandrol yapıştırılmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle de Türkiye’de bir yılda kaç kitap yayınlandığının bilgisine ulaşmanız için o yıl içinde yayınlanan bandrol sayısını öğrenmeniz yeterli. Bu sayıyı öğrenince Türkiye’nin nüfusuna bölersiniz ve kaç kişiye kaç kitap düştüğünü söyleyebilirsiniz. Ben de bir bilgi edinme formu doldurup 22.02.2006 tarihinde bakanlığa yollamışım. Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü’nden aldığım cevap şöyle; “Genel Müdürlüğümüzde bandrol programının yeni otomasyon sistemine geçişinin devam etmesinden dolayı 2005 yılına ait süreli olmayan yayınlar için satılan bandrol miktarının ve dökümünün gönderilmesi mümkün olmamaktadır.” Genel Müdürlük verdiği bandrolleri bilgisayara kaydetmediği için bilgi veremiyor, bir memuru görevlendirip hesap da yaptırmıyor ve yazının devamında “otomasyon programı tamamlanması halinde talebinizin cevaplanması mümkün olacaktır” diyor. Ağustos ayındayız, henüz bu cevabı alabilmiş değilim.

Bilgi edin(eme)mede bilgisayarın çok önemli bir rolü olduğunu öğreniyoruz. Çünkü benzer bir cevabı da, “2005 yılı içinde ülkemizde kaç çeşit kitap yayınlanmıştır?” soruma karşılık olarak aynı tarihte Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü’nden alıyorum. Her kitap için alınması zorunlu olan ISBN (Uluslararası Standart Kitap Numarası) verileri de bilgisayarın azizliğine uğramış. Bilgisayar çökmüş ve bu nedenle bir yıl içinde kaç çeşit kitap basıldığını bildiremiyorlar. 

Ben de bir tuhafım doğrusu, illa bir bilgi alacağım ya, zorluyorum bakanlığın kapılarını. Bir de “2005 yılında Halk Kütüphanelerine hangi yazarların, hangi yayınevlerinden yayınlanmış, hangi kitapları satın alınmıştır? Bu satın alma işlemleri için kaç lira harcanmıştır?” diye soruyorum. Fotokopi ve posta masrafı 6 YTL’yi bildirilen banka hesabına yatırırsam istediğim bilgiyi yollayacaklarını bildiriyorlar. Parayı bankaya yatırıyorum ve hem harcanan paranı bilgisi hem de dökümü cevap olarak geliyor. 2005 yılında bakanlığa bağlı kütüphanelere 670 bin YTL’lik kitap alınmış.

Bu bilgiyi 2. Türkiye Yayıncılık Kurultayı’nda kullanıyorum (13.04.2006). Halk Kütüphanelerine kitap alımı için ayrılan bütçenin çok düşük olduğunu, bu bütçenin artırılması gerektiğini söylüyorum. Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü Ahmet Arı benim verdiğim bilginin yanlış olduğunu söylüyor. Rakamın benim söylediğim gibi 670 bin YTL değil 3,5 milyon YTL (3,5 trilyon) olduğunu belirtiyor. Bu kez bilgisayarın değil bilgiyi veren memurun azizliğine uğramışız, genel müdürün ifadesine göre. Bilgiyi veren memur, 3 Milyon YTL’lik kısmı yazmadığı gibi, doğal olarak bu paranın hangi kitapları satın almakta kullanıldığını da bildirmemiş.  

Bu maceraları yaşadıktan ve bir türlü bilgi edinemedikten sonra Dr. Suat Ungan, altı kişiye bir kitap düştüğü bilgisine nasıl ulaştı daha çok merak ediyorum.