Metin Celâl 

Şiir Okuma Notları 

Metin Eloğlu, İbresiz Bir Pusula

Metin Eloğlu'nun ölümünden yirmi iki yıl sonra yayınlanan yeni şiir kitabı İbresiz Bir Pusula (Yapı Kredi yay.) "Kitaplarına girmemiş şiirleri" alt başlığını taşıyor. Metin Eloğlu'nun Hikmet Altınkaynak'a gönderdiği bir mektupta "Düdüklü Tencere 1951'e değin yazdığım şiirlerin kesin, gerçek bir özeti değildir; salt toplumsal içeriği olan şiirlerimi seçtimdi o ilk kitabıma; oysa o dönemde dergi sayfalarında kalmış 15-20 şiirimin de -en az- onlar kadar değerli, önemli olduğuna inanıyorum" dediğini okuyan Turgay Anar bu şiirlerin peşine düşmüş. Kitabın önsözünde, "Eloğlu'nun kitaplarına almadığı şiirleri tespit etmek amacıyla, yazı yazmaya başladığı tarihten ölünceye kadar geçen süredeki bulabildiğim hemen her süreli yayını incelemeye çalıştım" diyor. Turgay Anar, bu kazı çalışmasında yanlış saymadıysam Eloğlu'nun kitaplarına almadığı 92 şiirine ulaşmış. Büyük emek ve zaman gerektiren, kutlanması gereken bir çaba.

Şiirlerin değerlendirilme biçimiyle ilgili ise itirazım var; bu 92 şiir, şairin ölümünden yıllarca sonra, onun tamamen iradesi dışında yeni bir kitap olarak yayınlanmamalıydı. Bu yapılan, özellikle genç okurların kafasını karıştıracak bir iş. Doğru olan, Eloğlu'nun bütün şiirlerinin sonuna bir sunumla birlikle ek olarak konmasıdır. Böylelikle Eloğlu'nun şiirini bütün olarak incelemek isteyenler için iyi bir kaynak sağlanmış olur ve şairin hayattayken kendi şiiri için kitaplarıyla oluşturduğu görüntü de bozulmamış olur. Dünya'daki genel geçer uygulama da budur. Ama son yıllarda araştırmacılarımız, editörlerimiz, yayınevleri ve tabii bu işleme izin veren şairlerin mirasçıları el birliği ile şairlerin kitaplarına, dolayısıyla şiir kimliklerine müdahale ediyorlar. Edip Cansever'in bizzat kendisinin reddettiği, toplu eserlerinden çıkarttığı şiirlerinin ve kitaplarının bütün eserlerine katıldığını hatırlayınca Eloğlu'nun yine de şanslı olduğunu düşünüyorum. Hiç değilse yeni bulunan şiirler ayrı bir kitapta ve alt başlıkta kitaplarına girmemiş şiirler olduğu belirtilerek yayınlanmış.

Adını araştırmacı Turgay Anar'ın koyduğu anlaşılan İbresiz Bir Pusula, Eloğlu'nun Mehmet Metin adıyla 1943'de yayınladığı ilk şiiri ile başlıyor. Edip Cansever'e yazdığı mektupta "…1950 öncesi şiirlerimden hâlâ sevdiklerimi hiçbir betiğime almadığımdan yakınır dururum; onlarda humour mumor var mıydı, bilmem a, 'hiciv' denebilecek nitelikten yoksundular" demiş Metin Eloğlu. Mehmet Metin adıyla yayınladığı ilk beş şiir bir genç şairin yaşadığı dönemin (40'lı yıllar) şiir anlayışından etkilenerek yazdığı denemeler olarak nitelendirilebilir. Diğer 15 şiir ise humor ya da hiciv niteliklerinden yoksun olmalarının yanında Eloğlu şiirin genel yapısına da uygun değil. Sanıyorum şairin istemesine rağmen kitaplarına alamamış olmasının nedeni de bu olmalı.

1950'lerden sonra dergilerde yayınlanmış ama kitaplarına girmemiş şiirlerde de şairin yayınlattıktan sonra şiirleri iyi, güçlü bulmaması söz konusu olabilir. Kitapta derlenen şiirlerin sonuncusunun 1977 tarihli olduğuna ve Eloğlu'nun son kitabının 1984'de yayınlandığına dikkat edersek bu şiirleri bilinçli olarak kitaplarına almadığı sonucuna varabiliriz. Şiirlerin bazıları Eloğlu'nun şiirini, kimliğini yansıtıyor ve kitaplarında yer alabilirmiş ama şair bu şiirleri kitaplarına koymadığına göre bir bildiği var demektir. Her zaman şairin seçimine saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.

Rahimdeki Ot

Orhan Kahyaoğlu, ilk şiirlerini seksenli yıllarda yayınlamış şairlerden. İlk kitabı Hoyrat Bir Ruhun Eksiltme Tabloları'nın yayın tarihi 1993. O kitapta seksenli yılların şiir anlayışı içinde değerlendirebileceğimiz şiirler vardı. Lirik, imgeye ağırlık veren, kolay girilemeyen, yoğun şiirler… Kahyaoğlu ikinci kitabı Aşk ve Harf'te (2000) dizeleri terk etti, düzyazı şiir diyebileceğimiz bir türde yazmaya başladı. İmgelerini de iyice yoğunlaştırdı. Gerçeküstüne, bilinçötesine yönelik çağrışımlar yaratan hermetik diyebileceğimiz bir şiir oluşturdu. Şiir geleneğinden koptu, lirik şiir anlayışının tamamen dışında kendine has şiirler yayınlattı. Kahyaoğlu, şiiri iyi bilir, üzerinde kafa yorar, tekniğe, söyleyişe önem verir, şiiri yazıldığıyla bırakmaz, o nedenle bu seçiminde de bilinç vardır.

Yeni kitabı Rahimdeki Ot'ta (Metis yay.), bu tavrını daha da uzun ve yoğun şiirlerle geliştiriyor. Şiirleri girilmesi, okunması, tadına varılması daha da zor bir hal almış. Sırrına ermek pek kolay değil. Şiirin gerektirdiği sözcük ekonomisine, ses uyumuna, gizli kafiyelere de yeterince önem vermemiş. Şiirin müziği iyice derine kaçmış. Atonalite artmış. Düzyazıya çok yakınlaşmış. Kitabın ilk ve son şiirindeki gibi dizelerle de yazsa durum değişmiyor. Özel bir okuyucu, özel bir emek istiyor Orhan Kahyaoğlu'nun Rahimdeki Ot'u.  

Gün Geceye Küstüğünde

Selahattin Yolgiden, “2000'li yılların şairi” deyimine tam olarak uyuyor. İlk şiiri E Dergisi'inde 2000 yılında yayınlandı. Cemal Süreya Şiir Ödülü kazandığı ilk kitabı Su Kıyısında Kimse Yoktu'nun yayın tarihi de 2004. İkinci kitabı Gün Geceye Küstüğünde (2006 Yayınevi) dosya iken Sunullah Arısoy Şiir Ödülünü kazanmış. Ödüllerin yanı sıra ilk kitabı olumlu tepkiler aldı, beğenildi. Yedi yıllık şiir mazisi ile henüz ikinci kitabında olsa da hayli yol katettiğini söyleyebilirim. 

Gün Geceye Küstüğünde'yi baştan sona şiir tadı ve keyfi alarak okuyorsunuz. Hemen her şiir vasatın üstünde, okunaklı. Selahattin Yolgiden'in sağlam bir şiiri var. Şiir geleneğini biliyor, ona bağlı, çok fazla aramıyor. Geleneğin içinden gelerek kendi kimliğini oluşturmaya çalışıyor ama bu kimlik de belirginleşmiyor, farklılaşmıyor. Lirik bir şiir. Gelenekselleşen serbest veznin dize ve bölümlemelerine uygun, kafiyeye sık sık sırtını dayayan şiirler…

Kendine yeni bir biçim, söyleyiş aramaması, varolanın içinde kendi şiirin oluşturmaya çalışması olumsuz bir şey değil ama benzerlerinin arasında farkedilmesi güç. En azından içerikte kendine özgü olanı yaratması, ya da yansıtması gerek. Şiirini daha şahsileştirirse, özelleştirirse, içini bize biraz daha açıp özel tarihiyle, anılarıyla şiirini yoğurursa bir sıçrama yapacak. Gün Geceye Küstüğünde'de ucundan tutup gidebileceği bu tür uçlar var. İyi şiirler yazan Selahattin Yolgiden'den artık çıtayı yükseltmesini bekliyorum. 

Kışın Bir Ağacın Binde Biri

Erik Stinus, Danimarkalı bir şair. Ama bizim yabancımız değil. Elli yıldır sık sık Türkiye'ye gelmiş, çeşitli yöreleri gezmiş, dostluklar kurmuş. Başta Nazım Hikmet olmak üzere Türk şiiri ile yakından ilgilenmiş bir şair. 1934 doğumlu ve 1954'den beri şiirleri yayınlanıyor. İlk şiir kitabı 1958'de yayınlanmış. 20 şiir kitabı var. Birçok dile şiirleri çevrilmiş. İkinci Dünya Savaşı'nı, Nazi işgalini yaşamış. Barışçı, toplumcu şiirinde bu yılların önemli bir izi var. Aynı zamanda bir dünya yurttaşı. Danimarka'dan Hindistan'a doğru uzun yolculuklar yapmış. Dünyayı gezerken, şiirin ustalarını da tanımış. Stinus şiir anlayışı için şöyle diyor; "Şiir, hem ozanın hem yazıldığı çağın resmi; ozanın hem kendisinin hem başkalarının yaşamını anlama çabasıdır. Sözcükleri, ezgisi, dizemi, durakları ile şiir bundan da fazlası olabilir, ama hiçbir zaman daha azı değildir."

Kemal Özer ve Gülşah Özer'in çevirdiği Kışın Bir Ağacın Binde Biri (Toroslu Kit.) Stinus'un Türkçede yayınlanan üçüncü şiir derlemesi. Kemal Özer'in giriş yazısında belirttiği gibi, Stinus'un lirik, anlatımcı bir şiiri var. Sadece coşkuyla değil zekâyla, bilgiyle süzülmüş bir lirizm. Ses ve ritme önem veriyor. Yaşanandan yola çıkıyor, yaşadığı çağa tanıklığı önemseyen gerçekçi bir bakışı var. 

 Kardeş Fırtınalar

Kendi sanatları üzerine en çok düşünen, yazan sanatçılar sanıyorum şairler. Asıl yapmaları gereken iş şiir yazmakken değerli zamanlarının çoğunu ayırıp araştırmalar yapmaktan, eleştiriler yazmaktan çekinmiyorlar. Türk şiirinde bu soylu şairler olmasaydı sanırım Türk Şiir Eleştirisi bugünkünden de cılız olurdu. Şair Gültekin Emre de bu fedakâr şairlerdendir. Sürekli okur, okuduklarını yazılara döker, paylaşır. Bazan bir şairden, bazan bir şiirden yola çıkarak ve şiir kitaplarına dikkati çekmek, onların daha çok okunmasını sağlamak arzusuyla destekleyici, tanıtıcı yazılar yazar. Yirmi yıldan fazla olmuş şiir yazıları yazmaya başlayalı. 

Kardeş Fırtınalar (Yapı Kredi yay.), Gültekin Emre'nin şiir kitapları üzerine yazılarından oluşuyor. Yirmi yıllık emeğin bu toplamında Behçet Necatigil'den İlhan Berk'e, Gülten Akın'dan Cenk Koyuncu'ya kadar günümüz Türk şiirinden dikkatini çeken, önemsediği şairler hakkında yazılar var.