Metin Celâl

Atlas ve Coğrafya

Atlas ve Coğrafya’nın (Varlık, s.1172, Mayıs 2005) yazılış öyküsü aslında nasıl şiir yazdığımın da bir anlatımı olacak herhalde. Hiçbir zaman özel olarak şiir yazayım diye masaya oturmadım. Şiir kendiliğinden gelir. Bir imge, bir dize, bazan da tüm bir şiir olarak.

Tek tek imgeleri, dizeleri bir süre kafamın içinde gezdiririm… Bazan bir gün, bazan aylar sürer bu birlikte gezinme. Sonra deftere yazarım. Onlar ya bir şiirde kendilerine yer bulurlar, ya yazıldıkları yerde çoğalıp bir şiire doğru genişlerler ya da öylece bırakıldıkları gibi kalırlar.

İmgelerin ya da dizelerin aklımda belirmesi, beynimin içinde dönmesi için tabii ki çeşitli uyarıcı unsurlar gerekiyor. Bunlardan birincisi yaşanmışlıklar, kendi hayatımda, çevremde ya da Türkiye’de ve Dünya’da yaşananlar, anılar, olaylar, gözlemler, duyuşlar bir imge ya da dizeyi doğurabiliyor. Bir diğer boyut da okuduklarım, izlediklerim… Okuduklarım deyince sadece şiir, hikaye gibi edebi eserler değil, hemen her şeyin etkisi var. Bir gazete haberi, bir afiş, bir tabelada yazılı olan bir sözcük, akla gelebilecek her yazının bende bir etkisi oluyor. Çünkü kötü bir huyum var; çevremde yazılı ne varsa kendimi tutamayıp okurum. Özellikle yürürken ya da bir araçla bir yere giderken gördüğüm yazılı her şeyi okuyorum. İzlediğim filmler, belgeseller, haber programları, gördüğüm fotoğraflar, baktığım resimler de imgelerin oluşmasına neden oluyor. Bir de tabii sesler var. Özellikle müziğin her zaman imge yaratıcı etkisi var. Hemen her tür müzik dinlerim ama Klasik Batı Müziği denilen türün şiirin yakın kardeşi olduğuna inanıyorum.

Atlas ve Coğrafya da parça parça imgelerin bir araya gelmesinden oluşmuş bir şiir. Hatırladığım kadarıyla bazı imgeler ve dizeler ayrı ayrı yazıldı ve sonra zaman içinde birleşip şiiri oluşturdular. Şirinin temelinde birçok görsel imge var. Bu imgeler o zamanlar (ve şimdi de) dert edindiğim Dünya’nın insan eliyle, zoruyla değiştirilmesi ile ilgili. Özellikle küresel ısınma, iklim değişiklikleri konuşulmaya başladıktan sonra yeryüzü ve insan ilişkisi daha da dikkati çekici hale geldi. İnsanın doğaya yaptığı müdahaleler sonucunda ortaya çıkan görüntülerle ilgili çekilmiş birçok fotoğraf gördüm. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak bu konuda bazı şeyler okudum, izledim, duydum hemen her insan gibi. Küresel ısınmanın yaratacağı etkileri, özellikle insana, bireye düşündüreceklerinin imgeleri bunlar. Tabii ki bir boyutuyla da insanın varlık sorunuyla buluşuyor. Ama tüm bu söylediklerim şimdi durup şiiri tekrar okuduğumda aklıma gelenler. Yazma sürecinde böylesine iradi davranamıyorum. Şiir kendi kendini yaratıyor, götürüyor. Sonuçta ortaya ham bir metin çıkıyor. Ondan sonra da uzun bir süre üzerinde çalışıyorum. Bir kere yan yana gelen imgelerde, alt alta yazılan dizelerde bir bütünlük oluşmasını arzu ediyorum. Belli ya da belirsiz bir ana imge... O arayış içinde bazı imgeler ve dizeler şiirden çıkıyor, yeniden yeniden yazarken yeni imgeler, dizeler ekleniyor. Çoğunlukla da şiir baştaki halinden tamamen farklı bir biçime ve anlama bürünüyor. Kısacası, biçimle içeriğin bütünleşmesini istiyorum. Şiiri buna zorluyorum. Tabii, ne kadar müdahaleyi kaldırırsa… Bu şiirine göre değişir. Bazı şiirler yazıldıkları haliyle kalıyor, bazıları tamamen değişiyor.

Anlam ve bütünlük arayışının yanında sese de önem veriyorum. Şiirin okunabilir bir sanat eseri olduğuna inandığım için kendi içinde bir müziği olmasını, ses uyumu taşımasını, okunduğunda/dinlendiğinde kulağı tırmalamamasını sağlamaya çalışıyorum. Birçok kez kendi kendime okuyorum, ses olarak takılan, rahatsız eden yerleri buluyorum. Onları düzeltiyorum. Böyle, yaza boza bir gün şiir artık düzeltilmez, değiştirilmez hale geliyor. “Artık benle uğraşamazsın, oynayamazsın” diyor. O zaman bir kenara dinlenmeye bırakıyorum. Şiirden uzaklaşmaya, ona yabancılaşmaya çalışıyorum. Birkaç ay sonra yeniden dönüp okuyorum. Yine rahatsız eden şeyler olursa onları düzeltiyorum ki bu şiirin aslında bitmediği anlamına geliyor. Ama düzeltilecek, değiştirilecek bir şey bulamazsam o zaman şiir bitmiş, yayınlanmaya hazır demektir.

Atlas ve Coğrafya’da da bu süreçlerden geçmişim. İlk yazıldığında tek parça uzun bir şiirdi. Zamanla parçalara ayrıştı, bir atlasın sayfalarında gezinir gibi her bölüm kendi içinde bütünlük sağladı ama toplamda da başka bir bütünü oluşturdu. Dünya’nın değişen coğrafyası ile birlikte bir insanın evrimini de yansıtır hale geldi.  

Şair olarak benim niyetim buydu ama biliyorum ki her okur farklı bir şekilde okuyacaktır bu şiiri. Zaten şiirin güzelliği de oradadır. Her okurda, ortamda, zamanda değişip farklı okumalara olanak sağlaması