Metin Celâl
ANTOLOJİLER, YILLIKLAR
Üç nokta dergisi, yeni sayısı için soruşturma soruları
1-Türk şiir ortamına baktığımızda yıllık, antoloji hazırlayıcılarının (birkaç eleştirmen dışında) şair(ler) olduğunu görüyoruz. Buradan bakarsak; bir şair ister istemez kendi şiirini aramakla karşı karşıya kalacaktır. Bu durum, dönem şiirinin bir bölümünün gözden kaçmasına ve şairleri belli bir orijine kilitlemeye sebep olabilir mi?
Bu bağlamda; bir şairin yıllık hazırlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sorunuza temel oluşturan, antoloji/yıllık hazırlarken bir şair ister istemez kendi şiirini aramakla karşı karşıya kalacaktır tezini dikkate alırsak bir şairin antoloji hazırlaması ne kadar sakıncalı ise bir eleştirmenin de antoloji hazırlaması o kadar sakıncalıdır. Sözünü ettiğiniz sakıncaları eleştirmenler de taşır zira onlar da insan. Ama ben sizin bu yargınıza katılmıyorum. Bence antolojiyi kimin hazırladığı değil nasıl hazırladığı, hangi bakış açısıyla yaklaştığı daha önemlidir. Yaklaşımınız adilse, etik, estetik kriterlerle yola çıkıyorsanız adınızın önünde ne yazdığı önemli değildir.
Sizin yaklaşımınızla bakarsak şairlerin sadece şiir, romancıların roman, hikayecilerin hikaye yazması gerekirdi ki bu durumda Türkiyede hemen hiç eleştiri yazılmazdı. Zira son derece az sayıda eleştirmenimiz var ve onların da üretim oranları ne yazık ki çok düşük. Türkiyede şiir üzerine yapılmış çalışmaların yüzde doksanı şairlerin imzasını taşıyor.
İşin antoloji cephesine bakarak yine sizin tezinize katılmam mümkün değil. Çünkü, üzerinde en çok konuşulan tartışma yaratan, hatta şairleri mahkemelere koşturan iki antolojide de şairlerin değil eleştirmenlerin imzası var. Memet Fuatın ve Mehmet H. Doğanın antolojilerinden söz ediyorum. Acaba neden eleştirmenlerin antolojileri bu denli tartışmalı da şairlerin hazırladığı antolojilerde bu durum ortaya çıkmıyor? Bu soruya benim değil herhalde sizin cevap vermeniz gerekli.
2-Yıllığın (antolojinin) belli bir metot, akademik bir çalışma ve kolektif bir anlayışla daha sağlıklı hazırlanacağını söyleyen yıllık hazırlayıcıları olmasına karşın, bu beklentinin hazırlanan yıllıklara yansımayışını nasıl açıklarsınız? Böyle bir beklenti Türk Şiirine ne ölçüde katkıda bulunabilir?
Belli bir metodunuz yoksa yıllık ya da antoloji hazırlayamazsınız. Ortaya çıkan ürün antoloji ya da yıllık değil şiir defteri olur.. Şık adıyla güldeste. Onun ötesinde sizin dile getirdiğiniz, antolojilerin yıllıkların kurullarca hazırlanması önerisinin pratikte pek fazla uygulaması yok. Hem kurul hazırlasa ne değişecek, onların da bir bakış açısı, beğenileri, değerlendirme ölçütleri olmayacak mı? Kurullar sandığınız kadar adil olsalardı bugün ödülleri tartışmazdık. En tartışmalı, en adaletsiz görünen kararlar ne yazık ki kurullardan, jürilerden çıkıyor.
Ayrıca bir kurulun hazırlayacağı antolojinin de yine yüzde yüz herkesi mutlu edebileceğini sanmıyorum. Çünkü antolojiler ya da yıllıklar nasıl hazırlanmış, bakış açısı nedir diye değerlendirilmiyor, şair ben var mıyım, yok muyum!, editör benim dergimden kaç tane şiir alınmış? diye bakıyor. Bu bakış açılarını tatmin etmenin tek yolu yayınlanmış tüm ürünleri çalışmanıza almanızdır ama o zaman ortaya çıkan ürün antoloji ya da yıllık değil katalog olur ki böyle bir şeye ihtiyaç olduğunu sanmıyorum. İhtiyaç duyulsa bir yapan çıkardı.
3-Yıllık (antoloji) hazırlayıcılarının edebiyata yeni isimler kazandırmak, farklı şiir anlayışlarını temsil edenleri imlemek gibi bir görevi de olmalı mı? Son dönemde farklı şiir anlayışlarının örneklerini görmekteyiz. (somut şiir, görsel şiir, deneysel şiir, neoepik şiir) Yıllıkların belli bir süreci temsil ettiğini düşünürsek bu tür şiir yönelimlerine de belli bir yer vermek gerekir mi? Bu konudaki düşünceleriniz
Antolojiler bir anlamda örneklerle şiiri tarihi yazmaktır. Yani var olanı gösterirler. Ele aldıkları konu ya da zaman dilimi içinde tüm şiir anlayışlarının da çalışmalarında yer alması zorunluluktur. Var olanın dışına çıkıyorlarsa (yeni imler kazandırmak, olmayanı var etmek), kendilerince bir rota belirlemeye çalışıyorlarsa hata ederler, başarısız olurlar. Zaten de öyle oluyor.
Yıllıklara gelince, durum biraz farklı, yıllıkta yeniyi, gelişeni, geleceğin şiirini görmeniz önemlidir. Ama sonuçta değerlendirmeniz gereken bir yılın üretimidir, o üretim neyi veriyorsa onu görmelisiniz, eğer o yıl öyle bir şey yoksa, yeni isimler kazandırmak ya da farklı şiir anlayışları oluşturmak gibi girişimler o çalışmayı kötüye kullanmak olur. Tabii var olanı görmezden gelmek de aynı ölçüde bir zaaftır, kaçınılması gerekir.
5-Tematik şiir antolojileri (Aşk, İstanbul, baba-anne, cezaevi, çocuk, çevre şiirleri ) bir ihtiyaca cevap veriyor mu? Bu tür çalışmalarla şiire dönük algının daraltılıp sınıflandırıldığını düşünüyor musunuz? Bu konuda neler söylersiniz
Tematik çalışmaların şiirle yeni tanışan okur için bir anlamda kılavuz olacağına inanıyorum. Tematik antoloji satın alanların belli bir ihtiyacı vardır ve onu karşılamak için kaynak araştırmasına girer. Örneğin aşıktır, sevgilisine şiirle duygularını ifade etmek istiyordur gider aşk şiirleri antolojisi alır. Oradan kendince şiirler seçer, sevgilisine yollar ya da okur.Önemli olan tematik bir çalışma yaparken o antolojiye, hangi şiirleri seçtiğinizdir. İyi örnekler seçerseniz okur o antoloji ile yetinmez ve şiiri seçilmiş şairlere yönelir, onların kitaplarını edinir. Ben bu tür antolojiler hazırlarken hep bunu sağlamaya çalıştım. Antolojilerin şiir kitaplarına açılan birer kapı olmasını arzu ettim. Okurlarla konuştuğumda da böyle bir yönelimin olduğunu, antolojide okuyup beğendikleri şiirlerin şairlerinin kitaplarının peşine düştüklerini, edinip okuduklarını öğrendim.
6-Bir yıl içerisinde binlerce şiir edebiyat dergilerinde okurla buluşuyor. Yıllıklara baktığımızda ise; ortalama 150 şiiri ancak görebiliyoruz. Bir ülke şiiri için bu sayı yeterli midir? Bu açıdan baktığımızda -nitelik ve nicelik olarak- bu paradoksu nasıl açıklarsınız?
Hazırlanan yıllık-antolojilerin; edebiyat tarihçilerinin ve dönemin sosyo-psikolojik yapısını inceleyenlerin çalışmalarına sağlıklı bir yön verdiğini, yarar sağladığını söyleyebilir miyiz?
Dergilerde yayınlanan şiir sayısının çokluğu ile yıllıklara alınan şiirlerin sayısının azlığının bir paradoks olduğunu sanmıyorum. Aksine ben yıllıklara çok fazla sayıda şiir alındığını düşünüyorum. Yıllıklar sonuçta, bir yılın panaromasını çizer, varolanı yansıtır. O yıl içinde iyi şiirler yayınlanmışa yıllıkta iyi şiirler olur kötü şiirler yayınlanmışa kötü şiirler Yıllıklarda niye kötü şiirler yayınlanıyor diye bir eleştirinin anlamsız olduğuna inanıyorum. Sormamız gereken, o yıl içinde niçin kötü şiirler yazıldığıdır. Dergileri, dergilerin şiir seçme (hatta seçmeme) anlayışını neden sorgulamıyoruz da yıllıklara durum yansıyınca feryat ediyoruz anlamıyorum. Sonuçta o yıllıklarda yer alan şiirler yıl içinde yayınlanan dergilerden alınıyor!
Yıllıkların araştırmacılar için iyi birer kaynak olduğuna inanıyorum. Geçmişe yönelik çalışmalarda önemli ipuçları veriyorlar. Mehmet H. Doğanın, Veysel Çolakın değerli çalışmalarını her zaman kaynak olarak kullanıyorum ve onlardan yararlanarak ana metinlere (kitap, dergi, yazı) ulaşıyorum. Bu anlamada da bu tür çalışmaların sürmesini diliyorum.
7-Son olarak; değişen dünya, içerisinde hız ile insan ve onun ilişkileri de o ölçüde değişiyor. Şimdilerde hayatımızda yerleşik olmaya başlayan internette de (elektronik ortam) şiir dolaşımda. Yıllık/antoloji hazırlanırken ölçü olan kitap, dergi ve basılı yayının dışında kalan bu elektronik ortamdan faydalanılabilir mi? 150ye yakın edebiyat dergisi dolaşımda ve en çok okunan edebiyat dergisinin ortalama 750-1000 okuru var. Üye sayısı 150-200 binlere varan bir kaç şiir sitesinin varlığını da biliyoruz. Bu durumun şiirimize olumlu-olumsuz etkileri üzerine neler söylemek istersiniz?
Benim de bir şiir sitem olduğu için içeriden ve rahat konuşabilirim. İnternette müthiş bir şiir ve şair kaynağı olduğuna ben de inanıyorum. Ama oradaki karmaşa durulmadan yani taşlar yerine oturmadan internetten yararlanan bir çalışma yapmanın da mümkün olmadığına inanıyorum. İnternette henüz yayınlama ölçütleri oluşmadı. Herkes her istediğini yayınlatabiliyor. En ciddi sandığınız internet sitelerinde bile durum böyle. Çoğu internet sitesinde kullanılan kaynaklar yanlış, şiirler eksik yayınlanıyor. Yaygın olarak intihal olayları var. Ünlü şairlerin şiirleri fütursuzca sahipleniliyor ve web masterlar herhangi bir kontrole gerek duymadan bu çalıntı malları yayınlıyor. Hangi şiir kimin anlamak olanaksız. Ahlaki bir deformasyon söz konusu. İnternet ortamında fikri haklar açından bir ahlak gelişmediği, değerler somutlaşmadığı müddetçe interneti güvenli bir kaynak olarak görmemiz ne yazık ki olanaksız.
Öte yandan internette tanıdığımız bir çok arkadaşın daha sonra dergilerde çalışmalarının yayınlandığına şahit oluyoruz. Yani onlar da eninde sonunda mass medyaya, yazılı basına gelmek orada kendilerini göstermek durumunda kalıyorlar. Sanıyorum bir süre daha yazılı basın güvenilir kaynaklar olarak kullanılmaya devam edecek.